Klinigimizde Verilen Diger Uzmanlik Alanlari

CERRAHİ



1. İMPLANT CERRAHİSİ:

Eksik olan dişlerin fonksiyon ve estetiğini sağlamak amacıyla çene kemiğine yerleştirilen ve genelde titanyumdan yapılan yapay diş köklerine implant denir. Cerrahi bir operasyonla çene kemiğine implantların yerleştirilmesinin ardından, alt çenede 3 ay, üst çenede 4 ay süren osseointegrasyon (implantların çene kemiğine kaynaması) süreci başlar. Osseointegrasyonun tamamlanmasının ardından, implantların üzerindeki diş eti açılarak, “gingival former” adı verilen, dişeti şekillendirici parçalar takılır. Gingival formerların takılmasından bir hafta sonra, ağız protez ölçüsü almaya hazır hale gelir. Tedavi başlangıcında yapılan planlamaya göre, hastanın sabit ya da hareketli protezi hazırlanır.

İmplantın yapılmasının mümkün olamadığı durumlar ;


• İleri derecede kemik erimesi
• Önemli kalp rahatsızlıkları
• Kan pıhtılaşma sorunları
• Romatizmal hastalıklar
• Diabet ( şeker hastalığı ) olan hastalarda ; kontrol altında olmayan ve diabetin düzenli seyretmediği durumlarda
• Çenedeki kemik yapısının uygun olmaması , yetersiz veya anatomik olarak riskli olması
• Hastanın implant sonrası oral hijyenini ( ağız temizliğini ) tam olarak sağlayamayacağı durumlar

İmplantların Avantajları
• Daha estetik bir görüntü elde edilir.
• Hareketli protez kullanımı zorunluluğu ortadan kalkar.
• Dişsiz ağızlarda bile sabit protez kullanma şansı ortaya çıkar.
• Yeterli kemik desteği olmadığı için oynayan hareketli protezlerde, gerekli tutuculuk sağlanabilir.
• Üst total protezlerin damağı kapatan tasarımından dolayı oluşan tad alma duyusunun azalması ve mide bulantısı gibi sorunlar ortadan kaldırılmış olur.
• Daha iyi bir çiğneme fonksiyonu ve buna bağlı olarak daha sağlıklı ve dengeli beslenme sağlanır.
• Kişi özgüvenini geri kazanır.


2. GÖMÜK 20 YAŞ DİŞLERİ:
Sürme zamanı geldiği halde çeşitli nedenlerle ağızda yerini alamayan dişlere         "gömük dişler" denir. Üçüncü büyük azı dişleri ( yirmi yaş dişleri ) en sık gömük kalan dişlerdir.
Yirmi yaş dişleri 18-23 yaş civarında sürerler. Günümüzün modern yaşantısı, insanların yemek alışkanlıklarını değiştirdiğinden, zamanla daha küçük yapılı çene kemikleri oluşmaktadır ve bu nedenle yirmi yaş dişleri sürmek için yer bulamamaktadır.
Üçüncü azılarınız henüz sürmemişse, diş hekiminizi ziyaret ederek durum hakkında bilgi edinebilir ve gömülü kalan dişlerin neden olabildiği ağrı, şişme, enfeksiyon, çürük ve dişeti hastalıkları gibi bazı problemler ortaya çıkmadan erken müdahale edilmesini sağlayabilirsiniz.

   

Gömük 20 yaş dişleri neden çekilmelidir?

• 12 yaş dişinin zarar görmesine neden olabilirler. Yirmi yaş dişleri  2. molar dişler (12 yaş dişleri) için ciddi tehlike yaratabilirler. Konumları itibariyle gömülü yirmi yaş dişleri ikinci büyük azı dişlerinin köklerine hasar verebilir veya çürümelerine sebep olabilir.

• Alt çenede ön ve arka dişlerde çapraşıklık yaratabilirler. Sürmekte olan yirmi yaş dişinin, önündeki dişleri itme gücü yüksektir. Bu durumda ön dişler en fazla etkilenerek sıralanmaları bozulabilir.

• Kronik enfeksiyona (perikoronitis) neden olabilirler. Yirmi yaş dişleri sürerken üzerlerini örten dişeti tam olarak açılmayabilir; dişin bir kısmı ağız ortamına açılabilir ama büyük kısmı gömülü kalabilir. Dişin ağız ortamı ile ilişkili olduğu kısmı ile dişeti arasında bir cep oluşabilir. Oluşan cep, besinlerin birikmesi için uygun bir zemin oluşturduğundan bakterilerin bu bölgeye göçünü kaçınılmaz kılar. Bu durumda sık sık şişlik ile kendini gösteren son derece ağrılı lokal bir dişeti iltihaplanması oluşur (perikoronitis). Bu iltihaplanma ilerleyerek baş-boyun bölgesinde çok ciddi enfeksiyonlara neden olabilir. Bu nedenle ağız ortamıyla ilişkili olan tam sürmemiş yirmi yaş dişlerinin mutlaka çekilmeleri gerekir.

• Kist oluşuma neden olabilirler. Her diş beraberinde bir folikül oluşumu ile gelişimini tamamlar. Diş ağız ortamına sürerken bu folikül normal olarak parçalanır ve kaybolur. Eğer diş süremezse folikül, kistik bir yapıya dönüşebilir. "Dentigeröz kist" olarak tanımlanan bu patolojik oluşum komşu dişlere zarar verebilir veya büyüyerek çene kemiğinde şekil bozukluğuna neden olabilir.

• Eklem ağrısına neden olabilirler. Yirmi yaş dişleri sürdüklerinde çenelerin dişsel kapanışında veya çiğneme hareketlerinde uyumsuzluk yaratabilirler.  Erken diş temasları sonucu oluşan kuvvetler çene eklemi üzerinde olumsuzluklara neden olabilir. Ayrıca yirmi yaş dişleri süremezlerse ekleme yansıyan ağrılara neden olabilirler. Bu nedenle eklem ağrısı şikayeti olan hastalarda gömülü yirmi yaş dişleri tetikleyici bir unsur olarak kabul edilir ve çekilmeleri gerekir.

• Çok sık rastlanılmasa da 20 yaş dişleri genelde normal pozisyonda süremediklerinden hastalarda yanak ısırma ve mukozada yaralanma şikayetlerine sebep olabilmektedir. Böyle durumlarda da 20 yaş dişlerinin zaten normal fonksiyon görmediklerinden alınmaları uygundur.



3. APİKAL REZEKSİYON:

Apikal rezeksiyon yani kök ucu rezeksiyonu; dişin kök ucunun ve etrafındaki ilişkili enfekte veya patolojik dokunun çıkartılması işlemidir. Bu işlem; kök ucundaki enflamasyon ve enfeksiyonun kök kanal tedavisi veya bu tedavinin tekrarına rağmen iyileşmemesi yada ilişkili kronik patolojinin varlığı halinde ilgili dişi ve çevresini sağlıklı bir yapıya kavuşturmak için yapılmaktadır.

Apikal rezeksiyon yapılan durumlar şu şekilde sıralanabilir:

• Yapılmış kanal tedavisine rağmen hastanın ağrısının devam ettiği durumlarda,
• Diş kökünde kist,enfeksiyon gibi anomalilerin geliştiği vakalarda,
• Diş kökünün yapısal veya şekilsel bozukluğu nedeniyle kanal tedavisi'nin istenen şekilde yapılamaması,
• Diş üzerinde çıkarılamayan bir restorasyonun varlığı nedeniyle kanal tedavisinin mümkün olmaması,
• Kanal Tedavisi sırasında alet kırıldıysa, kırılan aletin mutlaka çıkarılması gerekiyorsa, aleti çıkarmak amacıyla,
• Diş kökünün kemik içerisindeki 1/3 uç kısmının kırılması durumlarında

PEDODONTİ (ÇOCUK DİŞLERİ)

Süt dişleri, gelişimleri çocuk anne karnındayken başlayan, ve doğumdan 6 ay sonra ağızda sürmeye başlayıp 3 yaşında tamamlanan toplam 20 adet diştir. Çocuk 6 yaşına gelene kadar ağzında yalnızca süt dişleri bulunur. 6 yaşından itibaren, 6 yaş dişi dediğimiz 1. büyük azı dişleri sürmeye başlar.Daha sonra süt dişleri yavaş yavaş yerlerini sürekli dişlere bırakmaya başlar.

Sürekli dişlerin sürmesiyle birlikte, bu dişlerin ağızda sağlıklı kalmalarını sağlamak için çeşitli önlemler alınabilir.


Flor uygulaması: 

Ülkemizde diş çürüğü oranı hala gelişmiş ülkelerin çok üzerindedir. Bu oranı azaltmanın en etkin yolu ise flor uygulanmasıdır. Flor yapısına girdiği mineyi çürüğe karşı son derece duyarlı hale getirmektedir. A.B.D.'de içme sularına flor katılmasından sonra çürük seviyesi çok ciddi oranda azaltılmıştır. Türkiye'de bu uygulama yapılmadığına göre çocuklarımıza floru başka yollardan vermemiz gereklidir. Ağızda uygulanan yüzeysel flor tedavisi ile çocuk dişlerinin çürüklere karşı direnci büyük ölçüde artmaktadır.


• Fissür Örtücü:

Çocuklarda en fazla çürüme riski taşıyan dişler altı yaş dişleri de denilen azılardır. Bu dişler, üzerlerindeki derin oluklara yemek artıklarının kolayca dolması, hem de en arkada bulunup zor temizlenmeleri nedeniyle, kolayca çürürler. Arka dişlerin özellikle çiğneyici yüzeylerindeki oluklar fissür örtücülerle kapatılıp, bakterilerin buraya girmesi engellenir, böylece çürük oluşumu engellenmiş olur. Basit ve ağrısız bir çalışmadır. En çok altı yaş ve on iki yaş dişlerine uygulanması yararlıdır. Ayrıca gerekli görülürse küçük azılara da uygulanabilir. Çocuk ilk dişlerinin çıkmaya başladığı andan itibaren diş hekimini ziyaret etmeli ,6 ayda bir kontrole gelmelidir ve gerekiyorsa dişler mutlaka tedavi edilmeli, gereken önlemler alınmalıdır. 

1- Bebekler asla biberon ile uyutulmamalıdır.
2- Emzik kullanımına bir yaş civarında son verilmelidir.
3- Çoçuk birinci ve ikinci yaşları arasında diş hekimi ile tanışmalıdır.
4- Diş hekimi ile erken ve henüz sorun yokken tanışmak çocukta olumlu bir imaj oluşmasını sağlar.
5- Dişler çıkar çıkmaz bunların fırçalanmasına başlamalıdır.
6- 21. yüzyılın çocukları ihtiyaçlarının 3 katı şeker yemektedirler. Beslenmenin düzgün olması da diş sağlığının temel unsurlarındandır.
7- Günümüzde diş hekimlerinin en önemli görevi, çocuklara uygulayacakları koruyucu tedavilerle, onları çürüksüz bir geleceğe doğru yönlendirmektir.
8- Flour ve Sealant çürüğe karşı tüm dünyada kabul edilmiş en güçlü koruyuculardır.
9- Çocuklar 7-9 yaşlarında ortodontik açıdan muayene edilmelidir.
10- Zamanından önce çekilen bir süt dişinin yeri sürekli diş gelinceye kadar yer tutucu ile mutlaka korunmalıdır.

ESTETİK DİŞ HEKİMLİĞİ

 

*Gülüş Tasarımı
Gülüş tasarımı, hekimlik ve sanatın birlikte uygulandığı, size özel ideal gülüşünüzün yenilenmesidir. Sizin bir takım kişisel istekleriniz ile sağlık ve doğallığı da birleştirerek sağlıklı bir gülüşün planlanmasıdır.
 
Gülüşünüz gerçekten nasıl?

• Kayıp dişlerinizden dolayı boşluklar mevcut mu?
• Dişlerinizin arasında aralıkları mevcut mu?
• Dişlerinizde çapraşıklık veya sıkışıklık mevcut mu?
• Üst ön dişlerinizin ısırma kenarları düzgün bir şekilde mi veya dudaklarınızın eğimiyle uyumlu bir şekilde mi?
• Ön iki santral dişinizin orta hattı, burun ile aynı hatta mı yoksa bir tarafa daha mı yakın?
• Gri, siyah veya renklenmiş dolgularınız mevcut mu?
• Dişetleri kararmış veya doğal gözükmeyen kuronlarınız var mı?
• Dişlerinizin herhangi bir kenarında kırık veya çatlak mevcut mu?
• Dişlerinizde renklenmeler, grileşme veya lekeler mevcut mu?
• Dişetlerinizde herhangi bir kızarıklık, çekilme veya şişlik var mı?
• Gülünce dişetleriniz görünüyor mu?


Gülüşünüzü neye göre tasarlanır?
Size yakışan estetik gülüş ifadesini belirlerken ;
• Yüz Hatlarınız
• Cinsiyetiniz
• Yaşınız
• Gülüş simetrisi
• Dişlerinizin sıralanışı ve renkleri
• Dudaklarınız
• Dişetleriniz incelenir.



* Gummy-smile (Dişeti gülümsemesi)

Kişinin gülerken dişetlerinin normalden fazla miktarda göründüğü dişeti şeklidir. Gingivektomi adı verilen, basit bir cerrahi operasyonla, dişetleri normal seviyeye getirilebilir.



* Beyazlatma

Modern toplumlarda bireyler dişlerinin görümünü önemserler, hatta dişlerdeki şekil ve renk bozuklukları kişide psikolojik rahatsızlıklara kadar varan problemlere sebep olabilir. Diş beyazlatma, dişlerinin renginden memnun olmayan kişilere önerilen kozmetik bir çözümdür.
Bleaching; çeşitli nedenlerle renk değiştirmiş dişleri beyazlatmak veya kişiye özel diş rengini birkaç ton açmak için kullanılan bir oksijenasyon yöntemidir. Dişlerin doğal renkleri yıllarla, dış etkenlerle koyulaşır.
Muayenehanede veya evde yapılabilen diş beyazlatma işlemi ile dişler 2-10 ton açılarak tatmin edici bir beyazlama ve güzel bir gülüş elde edilir. Bleaching işlemi mutlaka profesyonel kontrol altında uygulanmalıdır.

Beyazlatma işlemi 2 şekilde uygulanır

Ofis ortamında 1 saat içinde gerçekleştirilen Power Bleaching beyazlatıcı jel ve ışıktan oluşan kısa sürede 6-8 ton diş rengini açan en hızlı, güvenilir ve etkili beyazlatma sistemidir.
Home bleaching ağızdan alınan basit bir ölçü ile kişiye özel hazırlanan plastik ağızlıkların içine carbamid peroksit esaslı jeller konularak yapılan beyazlatma işlemidir. Ortalama 5-7 günde istenen beyazlama sağlanır. Günde 4-8 saat takılması gereklidir (renge ve jele bağlı olarak).

Dişlerim ne kadar beyazlayacak?

   Dişlerin beyazlaşmaları öncelikle başlangıç renkleri ile ilgilidir. Sarı tonu dişler kolaylıkla 6-8 ton beyazlayabilirken, yeşil-gri tonundaki dişlerin beyazlaması daha zor olmaktadır. Kısacası beyazlama miktarı kişiden kişiye değişmekle birlikte ilk seansta dişlerinizin ne kadar beyazlayabileceği hakkında yaklaşık bir bilgi verilecektir.


* Zirkonyum kuron ve köprüler

Çağımızın ileri ve gelişmiş diş yapım tekniklerindendir. Bu materyalle tatmin edici bir kron ve köprü estetiği sağlamak mümkündür.
Zirkonyum porselen köprüler; dişlerde metal yerine, beyaz bir renk olan zirkonyum alaşımının kullanılmasıyla yapılır. Bu sistemin en büyük avantajı; ulaştığı çok yüksek dayanıklılıkla, ön ve arka bölgelerdeki köprülerde tam estetik görünüm sağlamasıdır. Dişte derinlik ve canlılık ortaya çıkar. Metal desteksiz porselen kuronların(zirkonyum) ışık geçirme özelliklerinden dolayı, derinlik ve canlılıkları daha fazladır, böylece doğal dişe yakın sonuçlar elde edilebilir.
Zirkonyum porselenler ışığı geçirdiklerinden; doğal diş yapısına çok benzer bir estetik oluştururken, çok iyi yapılmış bile olsa, metalli porselenlerde bir donukluk ve yapaylık vardır.

  

* Laminate Veneerler

-Porselen laminate veneerler; dişlerin, sadece ön yüzeyinden minimum madde kaldırma suretiyle dişe yapıştırılan porselen yapraklardır. Çok ince(0,3-0,5 mm ) kalınlıkta bu yapraklar, istenen renk, boy ve formlarda özel hazırlanmakta ve dişin ön yüzeyine yapıştırılmaktadır.

   

Bu yöntemde; klasik porselen kuronlardan farklı olarak, dişten çok az mine dokusu kaldırılır. Bu sebeple, konservatif(koruyucu) bir tedavi şeklidir. Çok ince olması, metal içermemesi ve ışık geçirgenlik özellikleriyle gerçek dişlerden ayırt edilemeyecek kalitede memnun edici sonuçlar vermektedir. İşlemin uygulanması çok basit olup kısa sürelidir. Öncelikle hastadan ölçü alınmaktadır. Ve laboratuarda örnek bir model çalışması yapılır. Hasta, dişler henüz kesilmeden bitiş aşamasını model üzerinde görmektedir. Daha sonra, ağrısız bir işlem ile dişler prepare edilir.

Ana ölçü alındıktan sonra geçici veneer yapıştırılır. Böylece dişlerin dış etkilerden korunması sağlanır. Laboratuarda son ölçüye göre model oluşturulur ve porselen laminalar hazırlanır. Özel bir teknikle ve yapıştırıcı resin adı verilen materyal ile dişlere yapıştırılır. Yapıştırma işlemi sonucunda laminaları dişten ayırmak bir hayli zordur. Bu yüzden kırılmaya karşı çok dayanıklıdır.

-Kompozit laminate veneer; uygulaması tek seansta, klinikte yapılabiliyor. Porselene göre daha ekonomik oluşu, hiç diş kesimi gerektirmemesi ve anesteziye ihtiyaç duyulmaması diğer avantajları arasındadır. Yine renk bozukluklarının giderilmesi, dişin boyunun uzatılması, aralık dişlerin kapatılması, bazı çapraşık dişlerin ortodontiye ihtiyaç duyulmadan düzeltilmesi bu yöntemin kullanıldığı alanlar arasındadır.

İMPLANT
 

Diş eksikliklerini tedavi etmek amacıyla, çene kemiğine yerleştirilen titanyum vidalardır. Yapay kök olarak da adlandırılırlar. Tek diş eksikliklerinde, boşluğa komşu olan dişlerin kesilip küçültülmesine, çoklu diş eksikliklerindeyse, hareketli protez kullanımına alternatif olarak kullanılırlar.
Kemik gelişimi tamamlanmış, genel sağlık durumu iyi, kontrolsüz sistemik bir hastalığı olmayan, aşırı sigara içmeyen, ağız hijyenine dikkat eden tüm bireylerde uygulanabilir. İmplantlar sayesinde, hastanın hem estetik ve fonksiyonu tamamlanmış olur, hem de çekim bölgesindeki kemiğin erimesi engellenir.

 


• İmplantüstü sabit protezler:

İmplantüstü kuron ya da köprü şeklindeki protezlerdir. Tek diş eksikliklerinde yapılan implantüstü kuronlar sayesinde, boşluğun iki tarafındaki dişler kesilmemiş olur. Çoklu diş eksikliklerinde ise, implantüstü köprüler sayesinde, hasta hareketli protez kullanmak zorunda kalmaz. İmplant kemiğe yerleştirildikten bir süre sonra, implantın üzerine, kesik diş görevi gören abutmanlar yerleştirilir. Daha sonra ölçü alınıp, kuron ya da köprü protezi yapılır.

ORTODONTİ

 


Büyüme döneminde ve erişkinlerde çene, yüz ve dişler bölgesindeki düzensizliklere müdahale ederek daha iyi bir yüz estetiği, fonksiyon ve dişlerde daha iyi bir kapanış ilişkisi sağlayan tedavi şeklidir. Beslenme bozuklukları, ağız solunumu, süt dişlerinin erken kaybı, uzun süre emzik ve biberon kullanılması, parmak emme, dudak ısırma gibi alışkanlıklar, 20 Yaş dişlerinin öndeki dişleri sıkıştırmasına bağlı düzensizlikler ve genetik yatkınlıklar ortodontik problemlere neden olabilir.
Çenesel (iskeletsel) problemlere erken yaşlarda müdahale etmek gerekirken, sadece dişlerin düzensizlik gösterdiği durumlarda tedavi için zaman vardır. Dişleri çevreleyen kemikleri sağlıklı olan herkese ortodontik tedavi uygulanabilir. Artan yaşın tedavi süresini uzatması ve tedaviyi biraz zorlaştırması mümkün olabilir. Çocuğunuz yaklaşık olarak 7 yaşına gelince bir ortodonti uzmanı tarafından tedaviye ihtiyacının olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir.

Gelişen teknolojiyle beraber, artık tel takmadan ortodontik tedavi yaptırmak mümkün. “CLEAR ALIGNER” adı verilen sistemle, takıp çıkarması gayet basit, sosyal yaşantımızı etkilemeyen şeffaf plaklar sayesinde, dişlerdeki çapraşıklıklar düzeltilebilir.

PERİODONTOLOJİ

 

Sağlıklı dişeti açık pembe renkli, portakal kabuğu görünümlüdür ve dişi sıkıca sarar. Diş eti sağlığının kötü olması, çürüksüz, sağlam dişlerin bile kaybedilmesine neden olabilir.
Dişeti iltihabının ilk aşamasına ''gingivitis'' denir. Gingivitis düzenlin ağız bakımı ve diş taşı temizliği ile geri döndürülebilir. Dişetinin basit iltihabı ilerlerse ''periodontitis'' denilen ve çene kemiğinin kaybına neden olan diş eti hastalığına neden olabilir.

Dişeti Hastalıklarının Nedenleri

• Genetik faktörler
• Sigara
• Hormonal değişiklikler
• Kötü ağız hijyeni
• İlaç kullanımı
• Diabet
• Kötü yapılmış kuron ve köprüler
• Kötü Beslenme

Dişeti Hastalığının Belirtileri

• Dişlerde kaşıntı ve rahatsızlık hissi
• Diş eti cebinden iltihap gelmesi
• Diş etlerinde çekilme, dişlerde sallanma
• Diş ve diş eti kenarında siyah alanlar
• Ağız kokusu ve ağızda kötü tat
• Diş etlerinde yanma, kızarıklık, şişlik


Diş eti hastalıklarının ilk ve en önemli belirtisi dişeti kanamasıdır. Sağlıklı dişeti kanamaz.

PROTEZ

 

 

Protezler, hastanın kaybolan çiğneme, estetik, konuşma gibi fonksiyonlarını yerine getirdiği gibi, aynı zamanda psikolojik olarak da hastaya destek olurlar. Diş kaybının sayısına göre, uygulanacak protez tipi de değişiklik gösterir.



*Sabit Protezler:

 Hasta tarafından takılıp çıkarılamayan, ağızda yapışık olan protezlerdir.



-Metal Destekli Sabit Porselen Protezler:
Kıymetli metal alaşımının üzerine, porselen kaplanmasıyla yapılan protezlerdir. Alt yapıda yer alan metal nedeniyle, diş eti kenarından gir-mor yansıma yapabilmekte ayrıca özellikle estetik gerektiren bölgelerde, doğal görüntüyü yakalamayı zorlaştırdığı için pek tercih edilmemektedir.

-Zirkonyum Destekli Sabit Porselen Protezler:
Beyaz bir element olan zirkonyum üzerine, porselen işlenmesiyle elde edilen protezlerdir. Alt yapıdaki malzemenin beyaz, yani estetik bir malzeme olması dolayısıyla, dişeti kenarında renkleşme gibi bir problem görülmez. Bazı kişilerde görülen metal alerjisi riski zirkonyum sayesinde ortadan kalkmış olur. Işığı, diş minesine benzer şekilde yansıttıkları için, son derece estetik bir görüntü sağlarlar. Hem estetik, hem de dayanıklılık özelliklerinden dolayı; hem ön, hem arka grup dişlerde rahatlıkla kullanılabilirler.

 

*Hareketli Protezler:

Sabit protez yapılamayacak, kısmi ya da tam dişsizlik durumlarında uygulanan, hasta tarafından takılıp çıkarılabilen protezlerdir.

-Total Protezler:

Hiç diş olmayan ağızlara uygulanan protezlerdir. Günümüzde bu protezler tutuculuğu artırmak amacıyla, implant destekli olarak hazırlanmaktadır. Böylece, özellikle alt protezlerde protezin yerinden çıkma, yemek yerken oynama gibi problemleri ortadan kaldırılmış olur.

-Parsiyel Protezler:

Kısmi diş eksikliklerinde, köprü şeklinde sabit bir protezin yapılamadığı durumlarda, geriye kalan dişlerden destek alan protezlerdir. Ağızda var olan dişlere, destek amacıyla kroşelerle tutunan iskelet protezler, estetik açıdan sorun yarattıkları için günümüzde pek kullanılmamaktadır. Onun yerine, ağızdaki dişlere ankerle tutunan hassas bağlantılı protezler tercih edilmektedir. Dışarıdan bakıldığında, kroşe gibi metal ilaveler görünmediğinden, çok daha estetik bir görüntü sağlarlar.

  

Kroşeli iskelet protez   

Gelişen teknolojiyle beraber, yarı esnek defleks protezler hem total, hem parsiyel protezlerde kullanılabilmektedir. Açık pembe renkte, esnek bir materyalle hazırlanan bu protezlerde, protezin kendi renginde kroşeler kullanıldığı için estetik problem yaşanmaz. Özellikle implantüstü proteze geçiş aşamasında tercih edilirler.

TEDAVİ

 

*Konservatif Tedavi:
Gri amalgam dolgular; estetikten uzak olmaları, dolguyla diş arasında sızıntıya neden olmaları nedeniyle günümüzde pek tercih edilmemektedirler. Bunun yerine dişle dolgu arasına yapıştırıcı ajanlar(bond)sürülerek yapılan ve böylece sızıntıya sebep olmayan kompozit dolgular tercih edilmektedir.
Kompozit dolgular estetik(diş renginde) oldukları için hem ön, hem arka grup dişlerde uygulanabilirler.

Amalgam ve kompozit dolgu karşılaştırması

Porselen dolgular ; çok fazla madde kaybı olan dişlerde, dişin     tümden küçültülüp kuron (kaplama) yapılmasına alternatif olarak geliştirilmiştir. Arka bölge dişlerde uygulanabilir.

*Endodontik Tedavi(Kanal Tedavisi):
  Erken safhada tedavi edilmeyen diş çürükleri ilerleyerek pulpaya (dişin damar ve sinirlerinin bulunduğu odacık) ulaşır ve burada iltihabi değişimlere neden olarak şiddetli ağrılar oluşturur. İltihaba neden olan bakteriler kök ucundan sızarak çene kemiğine yayılır. Çene kemiğinde oluşan iltihap dişin kaybına, çevre dokularının da harabiyetine neden olur. Bu safhaya gelmeden önce, dişi ve çevre dokuları korumak için hastalıklı pulpa dokusunun alınmasıyla diş kurtarılabilir. Pulpa dokusu anestezi altında temizlendikten sonra, kanallar genişletilip dezenfekte edilir. Tüm bu işlemlerden sonra pulpa odasının içi özel maddelerle kök ucuna kadar doldurulur. Sanıldığının aksine bu işlemler ağrısız gerçekleşmekte ve tedavi edilen diş uzun yıllar ağızda kalmaktadır.